5 Ocak 2014 Pazar

Aşk mı yalan yoksa insanlar mı?

Benim istediğim başka beni isteyen başka. Ben başkasını bekliyorum başkası da beni. Bu nasıl bir kısır döngü? Bu nasıl bir acımasızlık? Hiçbir şey istenildiğini gibi değil. Hiçbir şey olması gerektiği gibi değil. Bu yüzden tüm bu acı çekişler, tüm bu mahvoluşlar. Tüm bu sahtelikle dolu gerçeklikler.

Güvenirsin tek birine, canını bile verebilecek kadar, kendinden vazgeçebilecek kadar ama sonunda kalan hep aynı sahnedir.. Sonu olmayan bir gidiş. Öyle bir gidiş ki geride kalanı küle çeviren bir gidiş.

Yandım, bittim, kül oldum.. Şuan Anka kuşu gibi küllerimden yeniden doğmayı bekliyorum. Doğabilecek miyim? Ya da sonsuza kadar küller içinde kalıp hep acı mı çekeceğim?

Sakin yazılar yazamıyorum artık, sakin kalamıyorum. Denedim bugün. Olmadı yapamadım. Doluyum ama bir anlamda da boşum. Umuda dair bir iz bulmak istiyorum hayatımda. Aşktan kalmış bir parçaya rastlamak. İnsanların sevebileceğini değil de, her gün doğuşunu mucize olarak kabul etmem de sorun bence.

Galiba sorun sadece bende. Gerçekten sorun bende.

İnanışlar, güvenişler.. Çoğu aldanış, bir aldatış. İnanmayacaksın. Aşık olduğun kişinin söylediği güzel sözlere. Çünkü o sözler o gittiğinde en çok can yakan şeydir. Geldiğinde gitmeyecekmiş gibi bağlanırsın çünkü.. Sonuç mu? Acı çekiyorum işte. Hepsi bu. Sadece bu..

Aşk ne kadar güzel gibi gelse de sadece mutsuzluktur. İçin kahrolur. Ağlamak yemek içmek gibi normal bir şey haline gelir. Ona sarılmak isterken sarılamazsın, sevdiğini söylemek isterken söyleyemezsin. Bu sadece yarayı daha fazla kanatır. Özlerken kavuşamazsın..

Kalbine lanetler edersin sevmeyip duygusuz biri olmayı dilersin. Kimseyi sevmemek istersin. Kalbinde onun hatıralarıyla yaşayıp ölmeyi dilersin. Başka hiç kimse onun yerini alamaz. Kalbinde ona ait olan yeri dolduramaz gibi hisserdersin.

Gerçek bir gülümseme için ona ihtiyacın olur. Onunla açığa çıkan gözyaşlarını umursamazsın. Belki gökkuşağı istiyorsundur. Gözünden akan gözyaşları onun getirdiği ışıkla birleştiğinde belki bir renk cümbüşü olacak. Bilemezsin ki. Ama ışık yok işte. Yağmur var ama güneş ışığı yok. Gülümsemek yok, çünkü umut yok.

O hiçbir şeye değişilmeyecek gülümsemem de yok artık. Şimdi merak ediyorum. Bir hayli fazla merak ediyorum aslında. Bir daha güldüğümde gözlerim ışıldayacak mı? Gülüşümle nitelendirirdi insanlar beni. Şimdi kendi taklidimi yapmak zorunda kalıyorum. İnsan kendi gülüşünün taklidini yapmaya çalışır mı? Bir zamanlar nasıl öyle gülüyordum, çok merak ediyorum. Şimdi hiç beceremiyorum. Taklidini bile beceremiyorum.

Aşk; insana yaşadığı her dakika ölmeyi dilettiren bir şeymiş. Mutluluğu unutturup mutsuzluğa çekermiş. Ta ki ölene kadar.. Ölüm kurtuluştur bu acıdan.. Mesela teker teker öğrendiğim şeyler vardı benim. Acıyı, yalanı, yanındayken mutlu olmanın özlemini tattığım..

Bunlar yalanmış. Aşk mı yalan yoksa insanlar mı? Çözemedim. Beni aşka tekrardan inandırabilecek bir adam çıkacak mı karşıma? Sahi bu adam, gelecekteki adam, hayallerimdeki adam, umutlandığım adam başarabilecek mi bunları? Umutlandığıma değecek mi?

Anla işte, merak ediyorum. Biliyorum, insanın başına ne gelirse ya meraktan ya da o ayıp şeyden gelirmiş. Ama bence o sözü yanlış söylemişler. İnsanın başına ne gelirse ya meraktan ya da aşktan geliyor. Bir daha da gitmiyor.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder