12 Şubat 2014 Çarşamba

Beklediğime değecek mi?

Kış ortasında baharı yaşıyor gibiyim.. Tüm soğuğa rağmen tüm rüzgara, buluta, griye rağmen açan bir papatya gibiyim. Huzurluyum. Hatta mutluyum. Gün gelecek bu kara kış geçecek ve bahar gelecek diyordum kendime haftalar öncesi ama kışın ortasında bahar geldi bana. Soğuk etrafta ahenkli bir şekilde dolaşırken bahar beni koruyucu bir kalkan gibi sardı kışı hissettirmiyor.

Bilmediğim şeyleri öğrendim geçen aylarda. Tatmadığım duyguları tattım. Bu yüzden minnettarım aslında. Ona değil, hayata. Kendimi sorgulamama neden oldular çünkü. Kendimle çeliştim. Kendimi daha iyi tanıdım. Yapmam dediğim şeyleri yaparak azıcık bocaladım ama toparladım. En azından ben toparladığıma inanıyorum.

İnanmamam gereken şeylere, kişilere inandım. Üzüldüm, yıprandım ama bu gözümü açtı saf olduğum konularda. Saftım o konularda safta kalmak isterdim ama izin vermediler.

Şöyle bir hislerimi tahlil edip düşünüyorum da hala safım ben. Kendimi biliyorum çünkü. Temiz olan her şeyi kirletmek ister kirli insanlar. Temiz duyguları, masum kalmış kalpleri. Koşulsuz güvenen insanları yıkmak isterler.

Yıkıldım gibi oldu ama o kirletmek istedikleri saflığım var ya beni göklere taşıdı. O saflığım benim ne kadar güçlü olduğumu gösterdi bana. Gücümün o saflığımdan geldiğini öğretti bana. Utanma duygusu, çekingenlik, saflık bunların zayıflık değil aslında güç olduğu öğrendim geçen aylarda. Saflığım gücüm oldu artık.

O yüzden şimdi daha da güçlüyüm. Zırhımı yeniden ördüm. Kalbimi tekrar öremem dediğim, artık mecalim yok dediğim o surlarla çevirdim yine. Her taşta bir renk geri geldi. Her taş onun bıraktığı korkuları en güzel rüyalara dönüştürdü.

Benim aslında tek hatam sevemeyecek birini sevmekti. Sevmek bir yetenekti. Öğrenilemez ve öğretilemezdi. Bir insan ne kadar ders alırsa alsın ne kadar uğraşırsa uğraşsın iyi bir müzisyen olamaz mesela, yeteneği yoksa. Notalara dokunabilir ama onlara soluk kazandıramaz.

Ben bir ilah değildim. Kalbinde sevgiyle doğmayan birine sevmeyi öğretemezdim. Öğretemedim de. Ben hatalıydım. Kendimi ilah sandım. Aptaldım. Yok, yok saftım.

Bir hatam daha var. Onca şey yazdım. Sayılarını bile bilmeden kaç bin kelime tüketti parmaklarım, bilmiyorum. Ama hiç hak eden birine yazmadım. Hep o hak etmeyenlere. Merak bile edilmedi ne ben ne sözlerim.

En büyük hatam ise hak ettiğini sanarak yazmamdı. Sadece yazdıklarım olsa yine iyi. Bende aptallık çok. Hangisinden başlasam, bilemedim ki şimdi.

Geride kaldı. Aralıkta kaldı. Geçen yılda kaldı. Hayat bir yerden alıp bir yerden veriyor. Bu yüzden sadece bekliyorum artık. O bir çığ gibi üzerime düşecek mükemmel zamanları, gerçekliğin üzerime düşmesini ve beni bir silkeleyerek "Benim senin gerçekliğin, geçmiş yalan, şimdi ve gelecek günler gerçek," demesini bekliyorum.

Beklediğime değecek mi? Yoksa boşu boşuna mı bekliyor olacağım? Hadi bakalım, bekleyip hep birlikte görelim.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder