24 Mayıs 2014 Cumartesi

Tüm Sınıf Arkadaşlarıma...

Tuhaf zamanlar içerisindeyim. Tarifsiz, karışık, anlatılmaz. Zaten anlatmama gerek yok. Hepiniz anlıyorsunuz. Hepiniz benim hissettiğim şeylerin aynısını hissediyorsunuz. Yinede bir yandan güzel zamanlar sanki. Biraz şeye benzetiyorum; hani kıştır ve çok soğuktur. Dışarıdasınızdır ve elinizde eldiveniniz başınızda şapkanız yoktur. Ellerinizi artık hissedemiyorsunuzdur ve yağmur yağıyordur. Sırılsıklam olmakta üstüne tuz biber ekmiştir. Yinede bilirsiniz beş dakika ya da yarım saat sonra eve varacaksınızdır ve üstünüze sıcacık kıyafetler giyip yumuşacık battaniyenin altında az evvel sizi ıslatan yağmuru seyrederken rahatlayıp gevşemenin verdiği sersemlikle, yüzünüzde istemsiz eğreti bir gülüşle oturabileceksinizdir.

Biraz buna benziyor ruh halim işte. Kötü değil. Sadece o yağmurda ıslanacaksam bile ben olarak ıslanmak istiyorum. Başkalarının istediği şekilde değil. Ellerimi kendi istediğim gibi hohlayarak ısıtmak istiyorum. Soğuktan akan burnumu soğuk montuma silebilmek istiyorum. Bunları yapmazsam eve gidip ısınırken mutlu olamam çünkü.

Şu geçen 4 yılda burada, Burhaniye'de yeterince soğukta kaldım ve kendimi ısıttım. Sonunda da veda vakti geldi. Hepimiz bu beraber olduğumuz senelerde benzer şeyleri yaşadık. Hepimiz birbirimizin halinden anladık. Dönüyoruz artık, kimisini geride bırakarak.

Bazı arkadaşlarımız bizden önce geldi, onları öyle tanıdık. 2010 girişliler olarak aynı anda buralı olduk. Bizden sonra gelenler için biz buradaydık, bizi tanıdılar. Ama sonra bazıları bizden sonra gelerek sınıfımıza geldiler, hayatımıza girdiler. İyi ki girdiler, iyi ki varlar. Hele biri öyle biri ki gülüşüyle ismi özdeşlemiş dostluğu dünyalara bedel biri.

Her neyse diyelim esas konumuza dönelim. Burada hep beraber üşüdük, hep beraber ısındık. Hep beraber dert yandık. Arada tartıştık arada küstük. Ama çok fazla eğlendik. Oh, gerçekten çok eğlendik. En azından ben böyle düşünüyorum.

Kimi zaman hocaların bize taktığını düşündük kimi zaman biz hocalara taktık. Ama hepsini sevdik, çok sevdik.

Hiçbir şey iyi ya da kötü değildi burada. Kimse kimse için kötü değildi. Aslında hepsi aynı şeydi. Aslında her şey kendimizle ilgiliydi.

Çabuk mu geçti bunca sene? Geçmez derken geriye dönüp bakıyorum da her şey sanki 4 dakikaymış gibi geliyor. Her seneye bir dakika veriyor beynim. Gerçekten şu 4 senede hepimiz ayrı ayrı milyon tane anı biriktirdik. İyi kötü şeyler yaşadık.

Böyle bir yerde okumayı hiç hayal etmemiştim. Bu şekilde geçecek bir üniversite hayatını hiç düşünmemiştim. Ama hayatıma, gerçek hayatıma geçiş dönemini sizlerle geçirmiş olmaktan dolayı çok mutluyum. Hayatımın yetişkinliğe adım atmadan önceki bu son evrelerini sizinle geçirmek benim için anlatılmaz şekilde mükemmeldi. Hiçbirinizi unutmayacağım. Kimin nasıl bir anısı haline geleceğimizi hiçbirimiz bilemeyiz. Umarım sizde iyi şeyler bırakmışımdır.

Hepinize en içten en güzel hislerimle veda ediyorum işte. Elimden bu kadarı geliyor. Yolunuz, yollarımız apaçık olsun. Sizlerde hakkım varsa hepsi helal olsun. Fazla bir şey yazamıyorum, tıkanıyor kelimelerim.

 “Bitirmeden önce hepinize söylemek istediğim bir şey var. Hepinizin olağanüstü olduğunu söylemek istiyorum. Olağanüstü. Ama ne var biliyor musunuz? Bende öyleydim” diyerek sevdiğim bir diziden alıntı yaparak yazımı sonlandırıyorum ve hepinizi ayrı ayrı çok özleyeceğimi söylüyorum. Hoşçakalın.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder